Fissürde Özel Durumlar

Fissürde Özel Durumlar

KAF patogenezi ve tedavisinde tek majör unsur olarak anal kanal basıncında artışın bilinmesi ve dikkate alınmasına karşın, nadir vakalarda paradoksik olarak anal hipertonisite olmaksızın tipik bir KAF saptanması olasıdır. Özellikle postpartum fissürlerde bu durum karşımıza çıkabilmektedir. Bu vakalarda anal basıncın daha da düşürülmesinin doğru ve etkin olup olmayacağı tartışma konusudur. Nyam, vakalık serilerinde anal hipertonisite olmayan fissür hastalarına ada kaydırma flep (island advancement flap) cerrahisi uygulamışlar ve hiç inkontinens gelişmeksizin tüm vakalarda iyileşme sağlamışlardır. Bir başka seride ise 51 hastaya hipo ya da hipertonisite olmasına bakılmaksızın basit kutanöz kaydırma flep uygulanmış ve yüksek başarı oranı bildirilmiştir. Fissürün flep ile kapatılmasında anal inkontinens riskinin tamamen bertaraf edilmesine karşın, bu teknik henüz sadece anal hipotonisiteli seçilmiş vakalarda uygulanabilme özelliğindedir.

Crohn hastalarında anal fissürlere %30 gibi yüksek oranda raslanmaktadır. Crohn birliktelikli fissürler genellikle atipik lokasyonda, derin, deformiteli ve bazen de anal fistül gibi ek patolojilerle birlikte olabilmektedirler. Az sayıda çalışma, bu hastalarda da klasik cerrahi yaklaşımlarla makul sonuçlar elde edilebileceğini öne sürmüşlerdir. Ancak kabul edilen yaklaşım, Crohn’da diğer lezyonlarda da olduğu gibi sadece komplikasyon mevcudiyetinde zorunlu olarak cerrahi uygulamak tarzındadır. Bu hasta grubunda anal inkontinense artmış eğilim nedeniyle agresif cerrahiden her zaman kaçınma eğilimi doğru yaklaşımdır. Multidisipliner yaklaşıma özen gösterilmeli ve uygun medikal tedaviye hastalık yanıtında anal semptom ve bulguların %50 oranında ortadan kalkabildiği hesaba katılmalıdır. Anorektal Crohn kuşkusu ya da mevcudiyetinde tüm proksimal GI sistemin taranması gerektiği de hatırlanmalıdır. Aynı yaklaşım tarzı, HIV-infekte hasta grubu için de geçerlidir.

LİS sonrası nüks vakalarda yaklaşım halen tartışma konusudur ve belirlenmiş standartlar mevcut değildir. Çoğu cerrah nüks vakaları primer vakalar gibi değerlendirip klasik yaklaşım standartlarını uygulamaktadırlar. Ancak, ilk sfinkterotominin olası yetersizliğine karşın, ikinci bir ameliyatta klasik bir sfinkterotominin de eklenmesi sonucu oluşan etki, amacını aşma potansiyelindedir. Görüşümüz, bu hasta grubunda mutlaka preoperatif manometrik incelemelerin yapılması, non-operatif yöntemlerin dikkatle uygulanmasının sağlanması, tüm bunlara karşın ikinci bir cerrahi kaçınılmaz olduğunda da bunun yukarıda anlatıldığı tarzda spazm-kontrollü ya da basınç-kontrollü yapılmasıdır. Nüks vakaların uzman merkezler tarafından irdelenmeleri ve tedavi edilmeleri gerekir.

Randevu ve Bilgi İçin 7/24 Çağrı Merkezimizi Arayın 444 8 623